Wednesday, September 30, 2009

Autumn in NewYork






Geldiğim gibi sonbaharda bırakacağım bu şehride ve bıraktığım gibi bütün şehirleri arkamda bir şehir daha bırakıcağım yakında... Geçenlerde bir blogta rastladım, blog sahibesinin profilinde gittiği yere ait olmaktan ve de sonra bırakmak zorunda olmaktan bahsediyordu. Ve hatta her bir parçasının bir yerlerde takılıp kalmasından, parçaların bir türlü toparlanamayıp bir bütün olamamasından bahsediyordu... Ve Ece Temelkuran hayatın valizlere sığmışlığından, yaşamının bir valizden ibaret oluşundan ve ordan oraya sürüklenişini yazar her geride bıraktığı şehir sonrasında...
İşte yine bir sonbahar ve benim çoktan sürüklenmekten yorulmuş valizlerim bir kaç vakte kadar içlerinde taşıyamayacakları kadar geride kalmışlığı içlerine saklayıp getirecekler okyanusun öte yakasına... Tıpkı benim de bir sonbahar sabahı bu tarafa geliş hikayem gibi...
Bu yüzdendir pek severim sonbaharları hele de Ekim'leri... En güzel ay ilan edilmiştir her şehir rehberinde Ekim ayı, dünyanın herköşesinde ki en güzel şehirleri gezmek için... Ve de en güzel aydan bir öncekidir aşkın başka yaşandığı, aşk kokusunun havaya polenlerini dağıtmaya başladığı. En güzel aydır başlangıçlar, bitişler ve aynı zamanda doğru zamanda verilen doğru kararlar için... Ekim ayı benim doğduğum aydır ve aynı zamanda babamın doğduğu aydır ve de bütün delirmiş terazilerin... Ekim hasta eder adamı eğer bulmazsan dolabından ince hırkalarını. Ve ekim titretirken kemiklerini bazen güneş açarsa güldürür yüzünü, tam da kalın hırkayı giymediğin için pişman olmak üzereyken belki de. Ve böyle uzayıp giderken neleri yazabileceğimi keşfettirir bana ve benim en çok düşündüğüm, en çok güldüğüm, en çok ağladığım ve de en çok yazdığım aydır Ekim ayı....
Şehirleri bu anlar doldurur ve ben en çok Ekim ayında severim en çok sevdiğim şehirleri... En sevdiğim ay, en sevdiğim şehirde, doğduğum ay, yeniden olduğum şehirde geri dönmek üzere vedalaşarak geçicek... Ve ben burada olduğum her dakikadan aldığım zevkin tadını çıkarmadan okyanusun öte yakasına geçemeyeceğim....
P.S: Yazının ilk post edilmiş halinde October'da kalan kafam koskoca Ekim'i yapmış Ocak düzelttim ama gülsem mi ağlasam mı bilemedim gecenin bir yarısı yarım akılla yazılmış olsa da bu yazı insan doğduğu aya bu kadar ihanet eder mi canım:)

No comments:

Hatırlıyormusunuz??

Related Posts with Thumbnails